Taner Ulutaş yazdı... Doğu Akdeniz’deki zenginlik savaşa davetiye çıkartıyor!.

Taner Ulutaş yazdı... Doğu Akdeniz’deki zenginlik savaşa davetiye çıkartıyor!.

Doğu Akdeniz’deki zenginlik savaşa davetiye çıkartıyor!.

Dünya emekçi kadınlar günü olan 8 Mart, kadınlar gününü kutladık. Herne kadar kutlama, Sınırüstü yaşlılar bakım evinde engelli bir kadına yönelik tecavüz ve bazı kamuya bağlı kuruluşlarda kadının sosyal haklarının yatırılmamasının gölgesinde kutlansa da, en azıdan insan elbisesi giymiş bazı yaratıklar ve Gülyabaniler o gün için ‘Ateş Kes’ ilan ederek, kadının gözünden yumruğunu, yanağından tokadını eksik etti. 

ZARAR BÜYÜK

Rusya – Ukrayna savaşına gelirsek, herne kadar adına savaş değil operasyon denilse bile bunun zararını, çocuklar ve kadınlar çekiyor. Savaş yaşandığı bölgenin yanısıra, birçok ülkede yokluk ve pahalılık olarak kendini gösteriyor. Türkiye’nin hatırı sayılır oranda şirketinin Rusya ve Ukrayna’da yatırım yaptığı, Turist potansiyelinin büyük oranda Rusya’dan karşılandığı, Ukrayna’ya İHA, SİHA satışlarından elde ettiği paralar düşünülürse, bu savaştan büyük zarar gördüğü ortaya çıkar. Dolayısıyle, Türkiye’nin yanısıra ona göbekten bağlı KKTC’de misli olarak bundan zarar gördü.

TÜRKİYE BÜYÜK GÖREV ÜSTLENDİ

Türkiye, Ukrayna – Rus savaşındaki arabuluculuk görevi nedeniyle, büyük bir görev üslendi. Bugün Antalya’da 3’lü görüşmeler başlıyor. 34 ülkeden gazeteci bu toplantıyı izleyecek.Türkiye, dün İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'u ağırlarken, bugün de savaşa diplomatik çözüm bulmak amacı ile Antalya'da, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba’yı buluşturacak. İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un, Türkiye ziyareti bölge açısından, hem gergin havanın yerini bahar havasına, hemde ülkelerin işbirliği açısından oldukça önem arzediyor.

GÖRÜŞMELERDEN SONUÇ ÇIKMAZSA SAVAŞ TEHLİKESİ BÜYÜR

Putin, bu görüşmelerden bir sonuç alınmazsa bence, ABD ve batının çıt çıkartmamasından güç alarak, bahaneler üreterek önce Moldovya, ondan sonrada Baltık ülkeleri Estonya, Letonya ve Litvanya’ya da saldırıp, hayalindeki Sovyetler Birliğinin alt yapısını oluşturmak isteyebilir.  Polonya bir Nato ülkesi olmasına karşın bu tedirginliği yaşarken, eskiden kalma elindeki Rus Mig 29 savaş uçaklarını Ukraynaya göndermek istiyor. Batı karşı karşıya kaldığı tehlikeyi anlayınca, omuzdan atılan uçak savar füzelerini, anti tanksavarları Ukrayna’ya göndermeye başladı.

RUSYA KORKUSU ÜLKELERİ MESAFELİ DURMAYA İTTİ

Rusya korkusu, iki devlet bir millet diyen ve yaşanan olaylar sonrasında, Rusya’ya yaklaşan Azerbaycan’ı bile Türkiye ile mesafeli durmaya itti. Ermenistan’ın yediği tokattan sonra düzelmeye yüz tutan ilişkiler, rotasını Rusya’ya çevirmesi nedeniyle sıcak hava yerini soğuk bir havaya bıraktı. Ermenistan’a Uçak seferlerleri başlayacaktı. Bekliyor.

Rusya’ya uygulanan yaptırımlar nedeni ile buğday ve gaz sıkıntısı başgösterdi. Avrupa gaz muhtaç. Bu nedenle gözünü Akdeniz havzasına çevirdi. Total, ENI, BP ve Shell gibi enerji devlerinin odaklandığı,  Lübnan, Suriye, ve İsrail arasındaki Levant Havzası adı verilen bölgede, Amerikan Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS) 2010 yılında yayınladığı bültende havzada toplamda, 1,7 milyar varillik iki petrol rezervi ile büyük oranda deniz yatağında çıkarılabilir doğal gaz rezervi olduğunu bunun da 3,45 trilyon metreküp olduğunu belirtti. Buna zengin yataklara sahip olduğu öne sürülen Mısır açıklarındaki "Zohr" adı verilen, dünyanın en büyük doğalgaz yataklarından birisi olan ve yaklaşık 100 kilometrekarelik bir alana yayılan, 850 milyar metreküp doğal gaz rezervini de ilave edersek, bölgedeki potansiyel ortaya çıkar sanırım.

İSRAİL CUMHURBAŞKANI TÜRKİYE’DE

İsrail, komşusu Lübnan’ın bir kısmının kendi bölgesinde olduğunu iddia ettiği oldukça zengin yataklara sahip Tamar ve Leviathan bölgelerinden gaz çıkartırken, pazarlama sıkıntısı yaşıyor. Eastmed adı verilen ve uzunluğu 1900 kilometre, derinliği 3 kilometre olarak planlanlanan ve yılda 10 milyar metreküp doğal gaz taşıma kapasitesi olacak olan boru hattından, 7 milyar dolara mal olacağı gerekçesi ile vaz geçildi. Bunun yerine, Kıbrıs’ın yanından geçecek olan boru hattı ile Türkiye üzerinden gaz, Avrupa’ya pazarlanmak isteniyor. Bu nedenle  şahinliği ile bilinen İsrail eski Başbakan Netanyahu’nun yerini alan İsrail Başbakanı Naftali Bennett, açıklamaları ile havayı ısıtırken, Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Türkiye'yi ziyaret ederek ilişkileri normalleştirmeye çalışıyor.

BÖLGEDEKİ ASKERİ VARLIKLAR TEHLİKE SAÇIYOR

Her ne kadar bu gelişmeler bölge adına olumlu olsada, kanımca yelkenleri suya indirmemek gerekir. Rusya’nın Suriye’de, daimi iki askeri üssü bulunuyor. Bunlardan biri hava kuvvetlerinin bulunduğu Hmeymim üssü, diğeri de derinleştirip muazzam hale getirdiği Tartus deniz üssüdür. Ve Tartus limanı, tam karşımızda duruyor. Kıbrıs’ta bugün İngiliz üsleri var. Trodos’ta Ortadoğu’nun en büyük radarlarından biri mevcut. Kafkaslara kadar sinek uçsa haberi oluyor. Fransa’ya askeri kolaylıklar sağlanmış. ABD uçak gemisi ve savaş gemileri Limasol Limanını zaman zaman ziyaret ediyor. Çin, Ortadoğu’ya sızmış durumda. Peki yarın bölgemizde bir kıvılcımın yangına neden olmayacağını kim iddia edebilir.

İSRAİL KKTC’NİN 1/3’ÜNÜ ALIRKEN NEDEN HEP KUZEY SAHİLİ DEDİ

Bunun dışında, İsrail’in, Filistin Toprağını satın alarak, bir gecede ilan ettiği devlet sonrasında, Filistinlileri yurtsuz bıraktığını ve bugün KKTC’nin bir bölümünü bazı şirketler vasıtası satın aldığını da göz ardı etmemek gerekir. Ayrıca, Rusya ile gizli görüşmeler yaparak, Suriye’ye ait Golan tepelerini işgal durumundan çıkartıp, yasal ham yapma hesapları yapıyor. Ve İran’ın nükler silaha sahip olmaması konusunda, bir takım gizli anlaşmalar yaptığı öne sürülüyor. Golan tepelerine karşılık Rusya’ya, deniz üssüne dönüştürdüğü Suriye’nin Tartus limanı ve Suriye’deki faaliyetleri ile ilgili rahatsızlık vermeyeceği yönünde garanti verdiği iddiası var. Peki güçler dengesi değişirse, burnumuzun dibindeki Rusya’nın, Ukrayna örneğini burada da sergilemeyeceğini kim garanti edebilir? Veya İsrail’in, kutsal toprakları arasında gösterttiği Kıbrıs’ta, neden KKTC’nin 1/3 toprağını satın aldığını ve toprak satın alırken neden hep kuzey sahillerini tercih ettiğini kim cevaplayabilir?  

ZENGİN YATAKLAR HUZURDA GETİRİR SAVAŞTA GETİRİR

Hadde bunun adına ticaret diyelim ama kısa bir zaman dilimi öncesine kadar, neden Güney Kıbrıs’ta, RMMO ile birlikte, Trodos dağlarında askeri tatbikatlar yaptığınım izahını kim yapabilir? Komplo teorisi olarak yorumlamayın, ama kanaatimce, stratejik bütün yerleri tespit etti. Türkiye arkamızda, İsrail öyle bir muk yiyemez diyenler,  İsrail Filistin topraklarını alırken, ABD ve İngiliz’in destek verdiğini unutmasın.

Gaz ve petrolün olduğu bölgeler hiç huzur yüzü görmedi. Irak parçalandı. Keza Libya’da öyle. Suriye’de petrol bulununca onun halini de görüyorsunuz. Yemen, Suudi’ler ile vur kaç oynuyor. İran kerpeden ile kıskaç altına alındı. Zengin petrol rezervlerine sahip Venezuella’nın kafasında şahurga kabacığı patlatılmaya çalışıldı.

Kıbrıs üzerinden geçecek boru hattı sonrasında, savaş hali inşallah sona erer ve Petrol ile gaz, savaş yerine bölgeye huzur getirir. Ama unutmayın Akdeniz havzasındaki zengin yataklar, savaşa davetiye çıkartıyor.

Müslüman mı olduk?

Günlerden bir gün adamın birisi camiye elinde kocaman bir bıçakla camiye dalar ve cemaata sorar:

– Müslüman olan birisi var mı?

Cemaat korkudan sesine çıkaramaz, sessizlikten sonra yaşlı bir amca ayağa kalkar:

– ben Müslümanım der.

Bıçaklı adam ve yaşlı amca camiden çıkar, dışarıdaki inek sürüsünü gösterip:

– Amca şunları kurban edeceğim fakat ben beceremedim yardım edebilir misin der.

Yaşlı amca baya bir kurbanlık kestikten sonra ben yoruldum başka birisini bul der.

Adam bu sefer kanlı bıçaklı camiye girer ve sorar:

– Aranızda başka Müslüman var mı? Bıçakların kanlı olduğunu gören cemaat yaşlı amcayı kestiğini düşünür ve daha çok korkarak bir anda caminin imamına bakar, imam:

– Ne bakıyorsunuz ula birkaç rekat namaz kırdırdık diye hemen Müslüman mı olduk?